Kocatepe'de şafak
26 Ağustos 1922. Sabaha karşı. Afyonkarahisar'ın güneyinde Kocatepe.
Tepede üç komutan duruyor: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa.
Önlerinde aylardır tahkim edilmiş Yunan hatları uzanıyor. Tel örgüler. Makineli tüfek yuvaları. Sıra sıra siperler.
Türk topları ateş açıyor.
Saat 06.00'da piyade Tınaztepe'ye atılıyor. Tel örgüleri aşıyor ve süngüyle tepeyi alıyor.
Türk ordusu, Kurtuluş Savaşı'nda ilk kez büyük bir taarruza geçmişti. Peki bu ana nasıl gelinmişti?
Bir yıl süren sabır
Bir yıl önce, 1921 yazında Sakarya'da Yunan ordusu durdurulmuştu. Ama yok edilememişti.
Yunan ordusu batıya çekildi ve kuzeyde İzmit'ten Eskişehir'e, oradan Afyonkarahisar'a uzanan uzun bir savunma hattı kurdu. Özellikle Afyon'un güneybatısında arka arkaya savunma hatları hazırlandı.
Ankara'da sabırsızlık büyüyordu. Kamuoyu da Meclis de bir an önce taarruz bekliyordu.
Mustafa Kemal Paşa 6 Mart 1922'de Meclis'in gizli oturumunda cevap verdi: "Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz." Ve ekledi: "Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür."
O bir yıl boşa geçmedi. Yeni askerler silah altına alındı. Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması'ndan sonra Fransa'dan silah ve cephane geldi. Sovyetlerden mali yardım sağlandı. İstanbul'daki gizli gruplar, İtilaf Devletleri'nin depolarından kaçırdıkları silahları Anadolu'ya yolladı.
Haziran 1922'de Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını verdi. Bu kararı sadece üç kişiyle paylaştı: İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve Millî Savunma Bakanı Kâzım Paşa.
Gizlilik her şeydi. Türkçe Vikipedi'ye göre Temmuz sonunda birlikler arasında bir futbol turnuvası düzenlendi. Böylece komutanlar dikkat çekmeden bir araya gelebildi.
İki ordu, bir kumar
Yunan Küçük Asya Ordusu güçlüydü. Kaynaklara göre Anadolu'da 200.000 ile 225.000 arasında askeri vardı. Başında karargâhı İzmir'de olan General Hacianesti bulunuyordu. Afyon cephesini General Trikupis'in kolordusu tutuyordu.
Yunanların elinde demiryolu, binlerce kamyon ve keşif uçakları vardı. Ama ağır topları azdı ve eskiydi. İngilizce kaynaklara göre yıllardır silah altında olan Yunan askerinin morali de düşüktü.
Türk Batı Cephesi'nin gücü ise kaynaklara göre 186.000 ile 208.000 arasındaydı. 1. Ordu'nun başında Sakallı Nurettin Paşa, 2. Ordu'nun başında Yakup Şevki Paşa vardı. 5. Süvari Kolordusu'nu ise Fahrettin Paşa yönetiyordu.
Plan cesurdu. Türk ordusu, Yunan cephesinin en güçlü noktasına, Afyon'un güneyine yüklenecekti. Bunun için 1. Ordu büyük ölçüde güçlendirildi.
Bu bir kumardı. Yunanlar zayıflatılan kanada karşı taarruza geçerse Türk kuvvetleri zor duruma düşebilirdi.
Ama kumar tuttu. Türkçe kaynaklara göre yarma bölgesinde yaklaşık 100.000 Türk askeri, yaklaşık 30.000 Yunan askerinin karşısındaydı.
Cephe yarılıyor
Taarruz aslında 26 Ağustos'tan önceki gece başlamıştı.
- Süvari Kolordusu, Ahır Dağları'nın sarp bir geçidinden, Yunanların gece savunmadığı Ballıkaya mevkiinden düşman hatlarının gerisine sızdı. Bütün gece yürüdü. 26 Ağustos akşamına kadar Yunanların telgraf hatlarını ve demiryolunu kesti.
İzmir'deki Yunan karargâhı, cepheyle bağlantısını kaybetmişti. Ne olduğunu artık tam bilmiyordu.
İlk gün Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi alındı. Ama Yunanlar güçlü karşı taarruzlar yaptı. Öğleden sonra taarruz yavaşladı.
27 Ağustos sabahı Türk topları yeniden ateş açtı. Saat 09.00 civarında Kemalettin Sami komutasındaki 4. Kolordu Erkmentepe'yi aldı.
Cephe yarıldı.
Aynı gün Afyonkarahisar geri alındı.
Başkomutanlık Meydan Muharebesi
Sonraki üç gün Yunan ordusu için bir karmaşaya döndü. Emirler birbiriyle çelişti. Haberleşme koptu. Yunan kuvvetleri iki gruba ayrıldı ve aralarında bir boşluk açıldı.
Yunan askerleri yine de sert direndi. 28 Ağustos'ta bir Yunan tümeni, yolunu kesmeye çalışan Türk 2. Süvari Tümeni'ne ağır kayıplar verdirdi.
Ama Türk kolorduları çemberi her gün biraz daha daralttı. Trikupis'in grubu kuşatıldı.
30 Ağustos 1922.
Yunan ordusunun ana kuvvetleri Dumlupınar yakınlarında, Alıören ve Çalköy çevresinde kıskaca girdi. Mustafa Kemal Paşa muharebeyi bizzat yönetti. Bu yüzden bu savaş tarihe "Başkomutanlık Meydan Muharebesi" adıyla geçti. Paşa savaşı Zafertepe'den idare etti.
Çarpışmalar akşama kadar sürdü. Türk topçusu sıkışmış Yunan birliklerine ağır kayıplar verdirdi. Yunan tümenlerinin bir kısmı tamamen dağıldı. İngilizce kaynaklara göre ertesi gün savaş alanında 2.000'den fazla Yunan askerinin cesedi sayıldı.
Aynı akşam Kütahya da geri alındı.
Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz
Muharebeden sonra Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa Çalköy'de yıkık bir evin avlusunda buluştu. Karar verildi: ordunun büyük kısmı İzmir'e yürüyecekti.
Ve o tarihî emir geldi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"
2 Eylül'de General Trikupis, kaynaklara göre 5.000-6.000 askeriyle birlikte Uşak yakınlarında esir düştü. Mustafa Kemal Paşa'nın huzuruna getirildiğinde, Yunan ordusunun başkomutanlığına atandığını ondan öğrendi.
9 Eylül 1922 sabahı Türk süvarileri İzmir'e girdi. 18 Eylül'de son Yunan askerleri Anadolu'yu terk etti. Batı Anadolu, çekilen ordunun yakıp yıkmasıyla büyük ölçüde harap olmuştu.
Türk ordusunun 26 Ağustos ile 9 Eylül arasındaki kaybı 2.318 şehit, 9.360 yaralı, 1.697 kayıp ve 101 esirdi. Yunan kayıpları ise kaynaklara göre çok daha ağırdı; tahminler 50.000'den 100.000'in üzerine kadar uzanır.
11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkesi imzalandı. 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması geldi. Türkiye bağımsızlığını bütün dünyaya kabul ettirdi.
Mustafa Kemal Paşa iki yıl sonra, 30 Ağustos 1924'te Zafertepe'de şöyle diyecekti: "Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk Devleti'nin, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri burada atıldı."
Bir tepede başlayan taarruz, bir cumhuriyetin temeli oldu.