Muharebe · Osmanlı İmparatorluğu

Haçova Muharebesi

Battle of Keresztes

24 Ekim – 26 Ekim 1596

Taraflar

Bağlı olduğu savaş

Hazine sandıklarının üstünde dans

26 Ekim 1596. Macaristan'ın kuzeyi. Haçova.

Osmanlı ordusunun merkezi yarılmış. Düşman askerleri sultanın ordugâhına kadar gelmiş.

Osmanlı tarihçisi Peçevi'ye göre bir grup asker hazine çadırına dalıyor. Altın sandıklarının üstüne çıkıyor, haç bayraklarını dikiyor ve sandıkların etrafında dans etmeye başlıyor.

Savaş kaybedilmiş görünüyor. Sultan III. Mehmed bile savaş alanından çekilmeyi düşünüyor.

Ama birkaç saat sonra bu sahne tersine dönecek. Hem de hiç beklenmedik kişilerin elinde. Peki iki ordu bu ovaya nasıl geldi?

Otuz yıl sonra sefere çıkan padişah

Osmanlı ile Avusturya arasında 1568'den beri barış vardı. Ama sınır hiç sakin değildi.

1593'te Bosna Valisi Telli Hasan Paşa, Kulpa önlerinde ordusuyla birlikte yok oldu. Aynı yıl Osmanlı Avusturya'ya savaş açtı. Uzun ve yıpratıcı bir savaş başladı.

İşler zamanla kötüye gitti. Erdel, Eflak ve Boğdan voyvodalıkları Osmanlı'ya karşı ayaklandı. 1595'te Estergon Kalesi Avusturya'nın eline geçti.

Bunun üzerine Sultan III. Mehmed ordunun başına geçmeye karar verdi. Bu, 1566'daki Zigetvar seferinden beri, tam 30 yıl sonra, bir padişahın bizzat sefere çıkışıydı.

Hedef Eğri Kalesi'ydi. 1552'de kuşatılmış ama alınamamıştı. Habsburg Avusturya ile Erdel arasındaki yolları kontrol ediyordu.

Kuşatma Eylül 1596'da başladı. 12 Ekim'de Eğri teslim oldu.

Elli beş bin kişilik ittifak

Eğri'nin düştüğü haberi Avusturya'yı harekete geçirdi.

Arşidük III. Maximilian ile Erdel Prensi Zsigmond Báthory birleşik bir orduyla güneye yürüdü. İngilizce kaynaklara göre bu orduda Avusturyalılar, Almanlar, Macar hafif süvarileri ve Erdel askerleri vardı. Türkçe kaynaklar ayrıca İspanyol, Leh, Hollandalı, Papalık, Hırvat ve Çek birliklerini sayar. Toplamı yaklaşık 55.000 kişiydi.

Bu orduyu güçlü kılan bir şey vardı: ateş gücü. Tüfekleri ve yaklaşık 100 topuyla tahkimli siperlerde bekliyordu.

Osmanlı karargâhında ise tartışma vardı. Sultan ordunun geri dönmesini düşünüyordu. Sadrazam Damat İbrahim Paşa'nın onu savaşa ikna etmesi kolay olmadı.

İlk temas da iyi gitmedi. 22 Ekim'de Cafer Paşa yalnızca 4.500 askerle düşmana saldırmak zorunda kaldı. Rumeli Beylerbeyi Veli Paşa 10.000 askeriyle yardıma gelmedi. Cafer Paşa ağır kayıp verip çekildi.

Uzun bir kuşatma ve bataklıklardaki zorlu yürüyüşten yorgun düşen Osmanlı ordusu, 25 Ekim'de Haçova'da mevzilendi.

Sultanın atının dizginleri

İlk gün Osmanlı öncüleri sahnedeydi.

Kırım Hanı Fetih Giray ve Cığalazade Sinan Paşa'nın birlikleri, Türkçe kaynaklara göre düşmana 6.000 kişilik ağır bir kayıp verdirdi.

Ama ikinci gün işler değişti. Eski bir yıkık kilisenin çevresinde siper kazmış olan müttefik ordusu, top ve tüfek ateşiyle Osmanlı saldırılarını tek tek geri püskürttü. Sonra karşı saldırıya geçti. Osmanlı merkezine yüklendi.

Ordunun içinde bir bozgun havası esmeye başladı.

Sultan çekilmek istedi. Kaynaklara göre önce hocası Hoca Sadeddin Efendi'nin fikrini sordu. Hoca sonuna kadar savaşılmasını söyledi. Türkçe kaynaklardaki anlatıma göre sultanın atının dizginlerinden tutup gitmesine izin vermedi.

III. Mehmed kaldı. Savaş devam edecekti.

Kepçe kazan savaşı

Bu sırada düşman askerleri sultanın çadırına kadar gelmişti. Çadırın etrafında vezirler ve saray okulu Enderun'un hocaları duruyordu.

Ama müttefik askerlerinin bir kısmı savaşmayı bıraktı. Osmanlı ordugâhı çok zengindi. Yağmaya başladılar.

İşte tam o anda, kimsenin asker saymadığı insanlar ayağa kalktı.

Seyisler. Aşçılar. Çadırcılar. Deveciler. Oduncular.

Ellerine ne geçtiyse aldılar. Kepçe, kazan, odun kütüğü, çadır kazığı çakan tokmaklar, baltalar. Ve yağmacıların üzerine atıldılar.

Yağmaya dağılmış askerler bu ani saldırıyı beklemiyordu. Panik başladı. Geri kaçmaya başladılar.

"Düşman kaçıyor!" nidaları cephenin ön saflarına kadar ulaştı. Kaybedilmiş görünen bir savaşı sürdüren askerlerin morali bir anda yükseldi.

Osmanlı topçusu yeniden ateş açtı. Yeniçeriler toparlandı. Akıncılar ve süvariler düşman ordusunun yanlarından dolandı.

Düzenini kaybetmiş müttefik ordusu bozguna uğradı. Geri çekilirken birçok asker bataklıklara saplandı.

Bu yüzden Haçova, tarih yazımında bir başka adla da anılır: Kepçe Kazan Savaşı.

Pahalı bir zafer

Kayıplar iki taraf için de ağırdı. İngilizce kaynaklara göre müttefikler 23.000 ile 30.000'in üzerinde, Osmanlılar ise 20.000 ile 30.000 arasında kayıp verdi. Türkçe kaynaklara göre imparatorluk armalı yaklaşık 100 top Osmanlı'nın eline geçti.

Osmanlı ordusu da çok yıprandığı ve mevsim ilerlediği için kaçan düşmanı takip etmedi.

İstanbul'da büyük kutlamalar yapıldı. Çarşılar renkli kumaşlarla süslendi. III. Mehmed "Eğri Fatihi" diye anıldı. Savaşta bulunmayan Sadrazam İbrahim Paşa görevden alındı, yerine Cığalazade Sinan Paşa getirildi.

Ama zaferin bir de gölgesi vardı.

Savaştan sonra yapılan yoklamada 30.000 sipahinin yerinde olmadığı anlaşıldı. Dirlikleri ellerinden alındı. İngilizce kaynaklara göre bu sipahilerin isyanı, Anadolu'yu sarsacak Celali İsyanları'nın çıkmasında rol oynadı.

Savaş da bitmedi. 1606'ya kadar sürdü.

Yine de Haçova, Türkçe kaynaklara göre Osmanlı'nın Avrupa içlerinde kazandığı son büyük meydan zaferi olarak tarihe geçti.

Ve o zaferin kırılma anı, asker bile sayılmayan aşçıların kepçeleriyle geldi.