Ya hep ya hiç
14 Ekim 1529. Viyana surlarının önü.
Osmanlı ordusu iki haftadır şehri kuşatıyor. Yağmur yağıyor. Erzak azalıyor. Kış kapıda.
Bir gün önce Kanuni Sultan Süleyman savaş meclisini toplamış. Karar verilmiş: son bir büyük hücum.
Askerlere ekstra ödüller vaat ediliyor. Osmanlı birlikleri surlara yükleniyor.
Ve geri püskürtülüyor.
Ertesi gün Kanuni kuşatmayı kaldırma emrini verecek. Peki dünyanın en güçlü ordularından biri Avrupa'nın ortasına nasıl geldi? Ve neden geri döndü?
Bir tacın iki sahibi
Her şey üç yıl önce, 1526'da Mohaç'ta başladı.
Kanuni orada Macar ordusunu büyük bir yenilgiye uğratmıştı. Macar Kralı II. Lajos savaştan kaçarken hayatını kaybetti. Kralın çocuğu yoktu. Macar tahtı boş kaldı.
Taht için iki aday çıktı. Biri Erdel voyvodası Yanoş Zapolya'ydı. Kanuni onu Macar kralı olarak tanıdı. Zapolya da Osmanlı'ya bağlandı.
Öbürü Avusturya arşidükü Ferdinand'dı. Hem ölen kralın kayınbiraderiydi, hem de Kutsal Roma-Germen İmparatoru Şarlken'in kardeşi. Kendini Macaristan kralı ilan ettirdi.
Kanuni geri döner dönmez Ferdinand harekete geçti. Zapolya'yı yendi ve Budin'i aldı.
Kanuni bunu kabul edemezdi. Mohaç'ta kazanılan topraklar Habsburgların eline geçemezdi.
Ferdinand barış için elçiler gönderdi. Ama Kanuni kararını vermişti. 10 Mayıs 1529'da büyük bir orduyla İstanbul'dan yola çıktı.
Yağmurda kaybolan toplar
Bu sefer daha başında zorlu geçti.
O bahar Balkanlarda çok şiddetli yağmurlar yağdı. Bulgaristan'da sel baskınları yaşandı. Yollar çamura döndü.
En büyük toplar çamura saplandı. Bir kısmı geride bırakılmak zorunda kaldı. Doğu illerinden getirilen develer bu şartlara dayanamadı ve büyük sayıda telef oldu. Askerler arasında hastalık yayıldı.
Yine de ordu ilerledi. 18 Ağustos'ta Mohaç Ovası'na ulaştı. Zapolya burada Kanuni'nin huzuruna geldi. 8 Eylül'de Budin geri alındı. Macar kraliyet tacı yeniden Zapolya'ya giydirildi.
23 Eylül'de Sultanzâde Mehmed Bey, Viyana'nın güneydoğusunda Alman öncü kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğrattı.
Ordu 27 Eylül'de Viyana önlerine geldi.
Sert bir savunma
Osmanlı ordusunun büyüklüğü tartışmalıdır. Dönemin kaynakları 120.000'den 300.000'in üzerine kadar rakamlar verir. Modern tarihçiler ise surların önündeki savaşan kuvveti 75.000 ile 100.000 arasında tahmin eder.
Savunanlar ise 21.000'i geçmiyordu.
Ama bu kişiler hazırlıklıydı. Ferdinand şehirden ayrılmıştı. Savunmanın başında yetmiş yaşındaki tecrübeli bir asker vardı: Kont Niklas Salm.
Salm şehrin dört kapısını kapattı. Surları güçlendirdi, içeriye toprak bir ikinci savunma hattı yaptırdı. Türkçe kaynaklara göre şehrin yakınındaki mahalleleri yaktırdı, yangın tehlikesine karşı ahşap çatıları söktürdü, gülleler etkisiz kalsın diye kaldırımları kaldırttı. Şehre iki ay yetecek erzak getirtti.
Savunanların arasında Alman paralı piyadeler, İspanyol tüfekçiler ve Pavle Bakiç komutasında Sırp süvariler de vardı. Avrupa'nın dört bir yanından yardım gelmişti.
Toprağın altındaki savaş
Ağır toplarını yolda kaybeden Osmanlı ordusu surları yıkmak için başka bir yola başvurdu: lağımlar.
Osmanlı lağımcıları surların altına tüneller kazdı. Amaç, buraya barut yerleştirip surları havaya uçurmaktı.
Savunanlar da durmadı. Lağımları tespit edip birçoğunu patlattılar. Surların dışına baskınlar yaptılar. Bu baskınlardan birinde İngilizce kaynaklara göre Sadrazam İbrahim Paşa az kalsın esir düşüyordu. 6 Ekim'de 8.000 kişilik bir kuvvet Osmanlı tünellerine saldırdı. Birçok tüneli yıktı ama ağır kayıp verdi.
Türkçe kaynaklara göre Osmanlı topları on yedi gün boyunca surları dövdü ve surlar ağır hasar gördü. Ama gedik yeterince açılamadı.
11 Ekim'de yine yağmur yağdı. Erzak tükeniyordu. Kayıplar, hastalıklar ve firarlar artıyordu. Yeniçeriler bir karar verilmesini istedi: kalacak mıyız, dönecek miyiz?
12 Ekim'de toplanan meclis son kozu oynamaya karar verdi. 14 Ekim'deki büyük hücum, savunanların tüfekleri ve uzun mızrakları karşısında geri püskürtüldü.
15 Ekim'de Kanuni geri çekilme emrini verdi.
Geri dönüş
Kuşatma başarısız olmuştu. Viyana düşmemişti.
Dönüş yolu da zorluydu. Alışılmadık bir kar yağışı başladı. Çamurlu yollarda atlar ve develer güçlükle ilerledi. Avusturya süvarileri geride kalan askerlerden birçoğunu esir aldı. Ordu 16 Aralık'ta İstanbul'a döndü.
Bu sefer Avusturya köylüleri için de büyük bir felaket oldu. Kuşatma sırasında Osmanlı akıncıları Viyana çevresindeki toprakları yağmaladı. İngilizce kaynaklara göre binlerce sivil hayatını kaybetti, yaklaşık 20.000 kişi esir alındı.
Yine de sefer boşa gitmemişti. Budin geri alınmış, Zapolya tahta oturtulmuştu. Osmanlı'nın Macaristan'daki konumu güçlenmişti. Osmanlılar seferi bir başarı olarak sundu ve şehzadeler için görkemli sünnet düğünleri düzenledi.
Ama Kanuni asıl istediğini alamamıştı. Ferdinand'ı açık bir meydan savaşına çekememişti.
Kont Salm son hücumda yaralandı. 1530 baharında öldü. Ferdinand ona görkemli bir mezar yaptırdı.
Tarihçilere göre Viyana seferleri, o çağda Osmanlı ordusunun ikmal gücünün sınırını gösterdi.
Bu kuşatma, iki imparatorluk arasında 150 yıl sürecek bir mücadelenin başlangıcıydı. Ta ki 1683'te Osmanlı ordusu bir kez daha Viyana surlarının önüne gelene kadar.
Bazen bir imparatorluğun gücünü en iyi, ulaşamadığı yer gösterir.