Gökyüzünden inen paraşütler
20 Temmuz 1974. Cumartesi. Sabah saat 06.05.
Kıbrıs'ın kuzeyinde, Lefkoşa yakınlarındaki Gönyeli ve Pınarbaşı üzerinde paraşütler açılıyor. Adaya ayak basan ilk Türk askerleri bunlar.
Saat 06.10'da Ankara'da Başbakan Bülent Ecevit bir açıklama yapıyor: "Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz."
Saat 08.50'de ilk çıkarma gemisi Girne'nin batısındaki plaja kapağını açıyor.
Kıbrıs Barış Harekâtı başlamıştı. Peki iki toplumun yüzyıllardır birlikte yaşadığı bu ada, buraya nasıl gelmişti?
İki toplum, bir cumhuriyet
Kıbrıs üç yüzyıl Osmanlı yönetiminde kaldı. 1878'de ada İngiltere'ye bırakıldı. Adada Rumlar çoğunluktaydı, Türkler azınlıktaydı.
1950'lerde Rumların bir kısmı İngiltere'ye karşı silahlı mücadeleye başladı. Hedefleri enosis'ti, yani adanın Yunanistan'a bağlanması. Kıbrıs Türkleri ise buna karşıydı.
1959'da Zürih ve Londra'da antlaşmalar imzalandı. 16 Ağustos 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Cumhurbaşkanı Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, cumhurbaşkanı yardımcısı Türk toplumunun lideri Dr. Fazıl Küçük oldu.
Bu düzenin bir de güvencesi vardı. Garanti Antlaşması ile Türkiye, Yunanistan ve İngiltere cumhuriyetin garantörü oldu. Antlaşmanın 4. maddesi, ortak hareket mümkün olmazsa her garantöre, kurulan düzeni yeniden sağlamak için harekete geçme hakkı veriyordu.
Bu madde, on dört yıl sonra her şeyi belirleyecekti.
Kanlı Noel ve uzun yıllar
Anayasa sadece üç yıl yaşadı.
Aralık 1963'te Makarios anayasada on üç değişiklik önerdi. Bu değişiklikler Türk toplumunun güvencelerini büyük ölçüde kaldıracaktı. Türk tarafı reddetti.
21 Aralık 1963'te şiddet patladı. Türk tarafında "Kanlı Noel" diye anılan olaylar başladı. Türkçe Vikipedi'ye göre 1963-64 olaylarında 364 Kıbrıslı Türk ve 174 Kıbrıslı Rum hayatını kaybetti. 109 Türk ya da karma köy yıkıldı. 25.000-30.000 Kıbrıslı Türk evini terk etmek zorunda kaldı.
Kıbrıs Türkleri sonraki on yıl boyunca dar bölgelere sıkışarak yaşadı. Lefkoşa'yı ikiye bölen Yeşil Hat çizildi. Türkiye birkaç kez müdahalenin eşiğine geldi. Ama 1964'te ABD Başkanı Johnson'un sert mektubu gibi baskılar Ankara'yı durdurdu.
1967'de Yunanistan'da askerî cunta yönetime el koydu. Cunta, enosis'i bir an önce gerçekleştirmek istiyordu.
15 Temmuz darbesi
Zamanla Makarios ile Atina'daki cuntanın arası açıldı. 2 Temmuz 1974'te Makarios, cuntayı açıkça suçlayan bir mektup yazdı.
Cevap on üç gün sonra geldi.
15 Temmuz 1974'te Yunan subaylarının yönettiği Kıbrıs Millî Muhafız Ordusu, cuntanın desteğiyle darbe yaptı. Makarios ölümden kıl payı kurtuldu. İngilizler onu helikopterle adadan çıkardı. Yerine Nikos Sampson getirildi.
Sampson, enosis'in ateşli bir savunucusuydu. İngilizce kaynaklara göre daha önceki çatışmalarda Kıbrıslı Türk sivillere yönelik şiddete katılmıştı. Kıbrıs Türkleri için onun iktidara gelmesi, varlıklarına yönelik doğrudan bir tehditti.
Darbeden kurtulan Makarios bile BM Güvenlik Konseyi'nde yaşananı "Yunanistan'ın Kıbrıs'ı istilası" olarak tanımladı.
Bülent Ecevit 17 Temmuz'da Londra'ya gitti. Diğer garantör İngiltere'ye birlikte hareket etmeyi önerdi. İngiltere kabul etmedi.
19 Temmuz'da Bakanlar Kurulu oy birliğiyle müdahale kararı aldı. Ecevit harekâtın adının "Barış Harekâtı" olduğunu söyledi. Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki kod adı ise "Atilla"ydı.
Girne'den Lefkoşa'ya
İlk gün paraşütçüler, komandolar ve deniz piyadeleri adaya indi. Girne Boğazı için sert çatışmalar oldu. Rum Millî Muhafızları ve Yunan Alayı karşı taarruzlar yaptı.
Harekâtın ikinci günü acı bir olay yaşandı. Haberleşme ve koordinasyon eksikliği yüzünden Kocatepe muhribi Türk uçaklarınca yanlışlıkla batırıldı. 54 asker hayatını kaybetti.
22 Temmuz'da Türk birlikleri Girne'ye girdi. Aynı gün Girne-Lefkoşa hattı birleşti. Saat 17.00'de BM'nin çağrısıyla ateşkes ilan edildi. O sırada adanın yaklaşık yüzde 3'ü Türk kuvvetlerinin elindeydi.
Harekâtın etkisi Atina'da da hissedildi. 23 Temmuz'da Yunan cuntası çöktü. Ertesi gün Konstantin Karamanlis başbakan olarak yemin etti. Kıbrıs'ta Sampson da çekildi.
Ayşe tatile çıksın
Cenevre'de barış görüşmeleri başladı. Türk tarafı coğrafi esasa dayalı federal bir devlet önerdi. Rum tarafı kabul etmedi.
Bu sırada adadaki Türk köylerinden ağır haberler geliyordu. Türkçe Vikipedi'ye göre Rum ve Yunan askerleri Türk bölgelerinden çekilmemişti. Muratağa, Atlılar, Sandallar ve Taşkent gibi köyler kuşatma altındaydı.
14 Ağustos gecesi Cenevre görüşmeleri sonuçsuz dağıldı. Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Ecevit'e telefonda önceden belirlenen parolayı söyledi: "Ayşe tatile çıksın."
Aynı sabah saat 04.30'da ikinci harekât başladı. Türk birlikleri doğuda Mağusa'ya, batıda Lefke'ye ilerledi. 16 Ağustos'ta hedeflenen hatta ulaşıldı. Kaynaklara göre adanın yaklaşık yüzde 36-38'i Türk kontrolüne geçti.
Aynı günlerde adada sivillere yönelik katliamlar da yaşandı. Türkçe ve İngilizce kaynaklara göre 14 Ağustos'ta EOKA-B militanları Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde, aralarında bebeklerin ve yaşlıların da bulunduğu 126 Kıbrıslı Türk sivili öldürdü. BM bu olayı insanlığa karşı suç olarak niteledi.
İki toplumun acısı
Türk Silahlı Kuvvetleri harekâtta 498 şehit ve yaklaşık 1.200 yaralı verdi. Kıbrıs Türkleri de mücahitleri ve sivilleriyle ağır kayıplar yaşadı. Türkçe kaynaklara göre Rum ve Yunan tarafının kaybı yaklaşık 4.000 ölüydü.
Savaş iki toplumu da yerinden etti. Türkçe Vikipedi'ye göre 140.000-200.000 Rum adanın kuzeyinden, 42.000-65.000 Türk adanın güneyinden göç etmek zorunda kaldı. Bugün bile her iki toplumdan yüzlerce kişinin akıbeti bilinmiyor. Türkçe Vikipedi'nin aktardığı BM destekli Kayıp Şahıslar Komitesi kayıtlarına göre 810 Rum ve 218 Türk hâlâ kayıp.
Türkiye ve Kıbrıs Türkleri için harekât, garantörlük hakkına dayanan ve Kıbrıs Türklerini kurtaran bir müdahaledir. BM ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlar ise harekâtı ve sonrasında oluşan durumu farklı değerlendirir.
1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Ada bugün hâlâ Yeşil Hat ile ikiye bölünmüş durumda.
Bir sabah gökyüzünde açılan paraşütler, adanın haritasını bugüne kadar değiştirdi.