Muharebe · Anadolu Selçuklu

Miryokefalon Muharebesi

Battle of Myriokephalon

17 Eylül 1176

Konum yaklaşık: olayın geçtiği bölgenin merkezi gösteriliyor.

Taraflar

Bağlı olduğu savaş

Geçitteki toz bulutu

17 Eylül 1176. Konya'nın batısındaki dağlar. Tzivritze denen dar bir geçit.

Bizans ordusu kilometrelerce uzanan bir kol hâlinde geçidin içinde. Arabalar, mancınıklar, atlar. Birden iki yandaki yamaçlardan Selçuklu askerleri iniyor.

Ve tam o sırada kör edici bir toz fırtınası çıkıyor.

Rivayete göre İmparator I. Manuel o an yere oturdu. Kendisinin ve ordusunun akıbetini hiçbir şey yapmadan beklemeye başladı.

Peki bir imparator, ordusunu bu dar geçide nasıl soktu?

Kırılgan bir barış

Malazgirt'in üzerinden bir asır geçmişti. Anadolu'nun içleri artık Türklerindi. Ama Bizans bu toprakları geri almayı hiç unutmamıştı.

1161'de Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos bir barış antlaşması yaptı. Antlaşma Bizans lehineydi. Sultan, bir tür bağlılığı kabul etmişti. Hemen ardından İstanbul'u ziyaret etti. Manuel onu hem onurlu bir misafir hem de bir vasal gibi ağırladı.

Bu barış iki tarafın da işine geliyordu.

Manuel gücünü başka cephelere yöneltti. Macaristan'ı yendi, Balkanlar'da Bizans denetimini kurdu. Kilikya'yı geri aldı. Haçlıların Antakya Prensliği'ni kendine bağladı.

Kılıç Arslan ise sessizce güçleniyordu. İç rakiplerini birer birer ortadan kaldırdı.

Sonra 1174'te Suriye'nin en güçlü Müslüman hükümdarı Nureddin Zengi öldü. Yerine geçen Selahaddin'in gözü Mısır ve Filistin'deydi. Kılıç Arslan'ın elleri artık serbestti.

Hemen Danişmendli beyliklerine son verdi. Kardeşi Şahinşah'ı da Ankara yakınlarındaki topraklarından çıkardı. Danişmendli emirleri ve Şahinşah Bizans'a sığındı.

Manuel bu toprakların kendisine verilmesini istedi. Sultan reddetti. Barış çöktü.

Konya'ya yürüyen dev ordu

Türkçe Vikipedi'ye göre Kılıç Arslan iki kez elçi göndererek barışı yenilemeyi önerdi. Manuel ikisini de reddetti. Kendi üstünlüğünden emindi.

Hedefi Selçuklu başkenti Konya'ydı.

Kaynakların hepsi bu ordunun olağanüstü büyük olduğunda birleşir. Rivayete göre yürüyüş hâlinde on mil boyunca uzanıyordu. Tarihçi John Haldon 25.000 ile 30.000 arası asker tahmin eder. John Birkenmeier ise yaklaşık 35.000 der. Orduyu 3.000 arabalık bir ağırlık kolu izliyordu. Saflarında Macar, Sırp ve Antakya birlikleri de vardı.

Selçuklu ordusunun sayısı ise bilinmiyor. Modern tarihçilere göre Anadolu Selçukluları en fazla 10.000 ile 15.000 asker çıkarabiliyordu.

Sultanın ordusu iki parçadan oluşuyordu. Bir yanda sultanın ve emirlerin zırhlı, düzenli süvarileri. Öbür yanda kendi beylerine bağlı Türkmen boyları. Hafif atlı okçulardı ve vur-kaç savaşının ustasıydılar.

Manuel ordusunun bir kısmını Andronikos Vatatzes komutasında Amasya'ya gönderdi. Bu ordu ormanlık bir bölgede pusuya düşürüldü ve yok edildi. Vatatzes'in başı Selçuklulara götürüldü. İngilizce Vikipedi'ye göre Türkler bu başı sonra Miryokefalon'da bir mızrağın ucunda gösterdi.

Yanmış ekinler, zehirlenmiş sular

Asıl ordu Konya'ya doğru ilerliyordu. Ama Kılıç Arslan onu kolay bir yolda bırakmadı.

Selçuklular yol boyunca ekinleri yok etti. Su kaynaklarını zehirledi. Sultan orduyu sürekli taciz etti ve onu adım adım dağlık bölgeye, Tzivritze geçidine doğru itti.

Geçidin yakınında Miryokefalon adlı yıkık bir kale vardı. Savaş adını oradan aldı.

Manuel'in tecrübeli subayları onu uyardı: Ağır ordu bu dar geçide girmemeliydi. Türkçe Vikipedi'ye göre ordudaki genç prensler ise şan kazanmak istiyor ve imparatoru ilerlemeye zorluyordu.

Belki de Manuel'in başka çaresi yoktu. Atlar için yem, askerler için su azalmıştı. Orduda dizanteri baş göstermişti.

Manuel geçide girme kararı verdi.

Tuzak kapanıyor

Bizans ordusu bölümler hâlinde geçide girdi. Önde piyadelerden oluşan öncü birlik. Ardından ana bölüm. Sonra Manuel'in kayınbiraderi Antakyalı Baudouin'in yönettiği sağ kanat. Arkasında ağırlıklar ve kuşatma makineleri. Sonra sol kanat, imparatorun kendisi ve en arkada artçılar.

Öncü ve ana bölüm geçitten az kayıpla geçti. Piyadeler yamaçlara çıkıp Selçukluları daha yükseğe çekilmeye zorladı.

Ama arkadan gelenler bu önlemi almadı. Saflarını sıkı tutmadılar.

Öndeki iki bölüm geçidin öbür ucundan çıktığında artçılar daha yeni giriyordu.

Ve tuzak kapandı.

Selçuklular tepelerden indi. En ağır darbe sağ kanada geldi. Kanat dağıldı. Bir pusudan kaçan asker bir başkasına düştü. Baudouin de bu çarpışmalarda öldü.

Sonra Türkler ağırlık koluna yüklendi. Arabaları çeken hayvanları okladılar. Yol tıkandı. Sol kanat da ağır kayıp verdi. Komutanlarından İoannis Kantakuzenos öldürüldü.

Toz fırtınası her şeyi daha da karıştırdı. Bizans askerleri arkadan da saldırıldığını görünce paniğe kapıldı.

Sonunda subayları Manuel'i kendine getirdi. İmparator disiplini yeniden kurdu, kalan askerlerini savunma düzenine soktu. Enkazın arasından yol açarak geçitten çıktı ve öndeki birliklerin kurduğu ordugâha ulaştı.

Bütün gece Selçuklu atlı okçuları saldırdı. Bizanslılar dayandı.

Mancınıksız kalan imparator

Ertesi gün büyük bir çarpışma yaşanmadı. Ama savaşın sonucu belliydi.

Manuel'in Konya'yı kuşatmak için getirdiği bütün kuşatma makineleri ele geçirilmiş ve yok edilmişti. Sefer bitmişti.

İlginç olan şu: Barışı ilk öneren sultan oldu. Kılıç Arslan, Gabras adlı bir elçiyi bir savaş atı ve bir kılıç hediyesiyle imparatora gönderdi. Şart açıktı: Bizans, sınırdaki Eskişehir (Dorylaion) ve Sublaion kalelerini yıkarsa ordu dokunulmadan geri dönebilecekti.

Manuel kabul etti. Ama sonra sadece Sublaion'u yıktı. Eskişehir yerinde kaldı.

İmparator İstanbul'a bir mektup gönderdi. Kendi yenilgisini Malazgirt'e, kendi kaderini Romen Diyojen'inkine benzetti.

Miryokefalon Bizans ordusunu yok etmedi. Bizans ertesi yıl Menderes kıyısında Selçuklulara karşı önemli bir zafer bile kazandı. Ama asıl yenilgi psikolojikti. Bizans, Orta Anadolu'daki Selçuklu gücünü yıkamayacağını anlamıştı.

Bu, Bizans'ın Anadolu yaylasını geri almak için yaptığı son büyük girişimdi.

Türk tarihinde Miryokefalon bu yüzden bir cümleyle anılır: Anadolu'nun tapusunun alındığı savaş.