Vit Nehri'nde son gece
9 Aralık'ı 10 Aralık'a bağlayan gece. 1877. Plevne.
Şehirde yiyecek de cephane de tükenmek üzere. Kış gelmiş. Şehir beş aydır kuşatma altında.
Osmanlı askerleri gecenin karanlığında sessizce şehirden çıkıyor. Vit Nehri'nin üzerine köprüler atıp karşıya geçiyorlar. Ve Rus hatlarına saldırıyorlar.
İlk Rus siper hattı yarılıyor. Süngü süngüye bir savaş başlıyor.
Ordunun başındaki komutan, Osman Paşa, birazdan bacağından vurulacak. Tarihe Gazi Osman Paşa olarak geçecek bir komutan.
Peki bu küçük Bulgar şehri, nasıl bütün dünyanın izlediği bir destana dönüştü?
Yetişemeyen ordu
Nisan 1877. Rusya, Osmanlı'ya savaş açtı. Türk tarihinde "93 Harbi" diye anılan savaş başladı.
Rus ordusu Grandük Nikolay komutasında Tuna'ya yürüdü. Hedef Balkan dağlarını aşıp İstanbul'a ulaşmaktı.
Vidin'deki Osmanlı kuvvetlerinin komutanı Osman Nuri Paşa'ydı. Türkçe kaynaklara göre Rusları daha yerleşmeden vurmak için birçok plan sundu. Çoğu reddedildi. Sonunda doğrudan Sultan II. Abdülhamid'e başvurdu. Planı kabul edildi, ama emir ona iki gün geç ulaştı.
13 Temmuz'da Osman Paşa Vidin'den yola çıktı. Hedef Niğbolu'ydu. Ama Niğbolu 16 Temmuz'da düştü.
Osman Paşa yönünü değiştirdi. Bağlar arasında, derin ve kayalık bir vadide kurulmuş bir kasabaya yürüdü.
Plevne'ye.
Burası Balkan geçitlerine giden ana yolların kavşağındaydı. Osmanlı askerleri vakit kaybetmeden toprak tabyalar yükseltti, siperler kazdı.
Birinci ve ikinci darbe
19 Temmuz'da General Schilder-Schuldner komutasındaki Rus birlikleri Plevne önüne geldi ve şehri topa tuttu.
Ertesi gün saldırdılar. Bazı dış mevzileri ele geçirdiler. Ama Osman Paşa yorgun birliklerini bekletmedi. Peş peşe karşı saldırılarla Rusları ele geçirdikleri siperlerden attı.
Kayıplar konusunda kaynaklar farklı. İngilizce kaynaklara göre Ruslar 3.000, Osmanlılar 2.000 kayıp verdi. Türkçe kaynaklara göre ise Rus kaybı 4.000, Osmanlı kaybı 1.000'di.
Osman Paşa biliyordu. Ruslar daha büyük bir kuvvetle geri gelecekti.
Plevne'nin çevresi tabyalarla örüldü. Siperler birbirine bağlandı. Türkçe kaynaklara göre bu savunma hattının uzunluğu 36 kilometreyi buluyordu. Osman Paşa'nın kuvveti 20.000 ile 23.000 arasına, top sayısı 58'e çıktı.
31 Temmuz'da General Kridener 35.000'i aşkın asker ve 176 topla saldırdı. Üç koldan.
Rus süvarileri iki tabyayı aldı. Skobelev'in birlikleri Grivitsa tabyasına yüklendi. Ama gün sonunda Osmanlı askerleri kaybettikleri her yeri geri almıştı.
Rusların kaybı 7.300'dü. Osmanlıların kaybı ise yaklaşık 2.000.
Büyük Taarruz
Artık Plevne bütün Avrupa'nın gündemindeydi.
Rusya takviye üstüne takviye gönderdi. Ordu 100.000 kişiye ulaştı. Romanya da savaşa katıldı. General Alexandru Cernat komutasında 43.414 Romen askeri Tuna'yı geçti. Romanya Prensi Carol, kuşatan birleşik kuvvetin komutasını aldı.
Osman Paşa'nın elindeki asker ise en fazla 30.000'e ulaştı.
Ama Osmanlı askerinin elinde dönemin en modern silahları vardı. Alman yapımı Krupp topları. Amerikan yapımı Winchester ve Peabody-Martini tüfekleri.
11 Eylül'de büyük saldırı başladı. Çar II. Aleksandr ve kardeşi Grandük Nikolay savaşı bir tepeye kurulan köşkten izliyordu.
Dalga dalga gelen saldırılar ağır ateşle karşılandı. Skobelev güneydeki iki tabyayı aldı. Ertesi gün Osmanlılar onları geri aldı.
Romen 4. Tümeni ise Grivitsa tabyasını dört kanlı saldırıdan sonra ele geçirdi. Üç karşı saldırıya rağmen orada tutundu. Bu tabya, kuşatanların uzun vadede elinde tutabildiği tek kazanım oldu.
Eylül başından itibaren Rus ve Romen kayıpları yaklaşık 20.000'e ulaştı. Osmanlı kaybı 5.000 ile 6.000 arasındaydı.
Türkçe kaynakların deyişiyle Plevne, üç büyük taarruzu da püskürtmüştü.
Kapanan çember
Bu kayıplardan sonra Ruslar doğrudan saldırıyı bıraktı. Kırım Savaşı'nda Sivastopol savunmasıyla ünlenen General Totleben geldi. Planı basitti: Şehri tamamen kuşatmak ve aç bırakmak.
Osman Paşa şehri bırakıp çekilmek için izin istedi. İstanbul izin vermedi.
24 Ekim'de çember kapandı. Plevne dış dünyadan koptu.
Türkçe kaynaklara göre Grandük Nikolay Kasım'da teslim olma çağrısı yaptı. Osman Paşa reddetti.
Aralık geldiğinde erzak bitmek üzereydi. Osman Paşa son bir karar verdi: çemberi yarmak.
İşte o gece başlayan hücum buydu. Osmanlı askerleri ilk Rus hattını geçti. Ama karşılarında neredeyse beş kat kalabalık bir ordu vardı. Yavaş yavaş Vit Nehri'nin gerisine itildiler.
Osman Paşa bacağından vuruldu. Altındaki at öldü. Paşa'nın öldüğü söylentisi yayıldı ve saflarda panik başladı.
Ertesi gün, 10 Aralık 1877'de Osman Paşa şehri, ordusunu ve kılıcını Romen Albay Mihail Cerchez'e teslim etti.
Kılıcı geri verilen komutan
Osman Paşa'ya düşmanları büyük saygı gösterdi. Türkçe kaynaklara göre teslim ettiği kılıç, başarılı bir savunmaya duyulan saygının ifadesi olarak kendisine geri verildi.
Ama askerlerinin kaderi acıydı. Türkçe kaynaklara göre teslim olan 40.000'e yakın asker ve sivilden ancak 10.000 kadarı vatanına sağ dönebildi. Binlercesi esarete giden yollarda karda hayatını kaybetti.
Plevne'nin düşmesiyle Ruslar Balkanları aştı. 93 Harbi Osmanlı için ağır bir yenilgiyle bitti. Bulgaristan için ise bu, bağımsızlık yolunda bir dönüm noktasıydı.
Ama beş aylık direniş dünyayı etkilemişti. "Avrupa'nın hasta adamı" denen bir devletin askerleri, kat kat kalabalık bir orduyu aylarca durdurmuştu. Bu hayranlık, Berlin Kongresi'nde Rusya'ya karşı takınılan soğuk tavırda da rol oynadı.
Rus devlet adamı İgnatyev'in şu sözü aktarılır: "Savunmada Avrupa'nın en iyileri Türk piyadeleridir."
İngiliz tarihçi A. J. P. Taylor'a göre Plevne, tarihin akışını değiştiren birkaç savaştan biriydi. Taylor'a göre Plevne, Osmanlı İmparatorluğu'na kırk yıl daha ömür kazandırdı.
Plevne düştü. Ama Osman Paşa'nın adı düşmedi.