Beşinci günün sürprizi
Temmuz 751. Talas Nehri kıyısı. Bugünkü Kazakistan ile Kırgızistan sınırı.
Dört gündür iki dev ordu çarpışıyor. Bir yanda Çin'in Tang Hanedanı. Öbür yanda yeni kurulmuş Abbasi Hilafeti. Kimse üstünlük kuramıyor.
Beşinci gün her şey değişiyor.
Çin ordusunun büyük kısmını oluşturan Türk boyu Karluklar, Çin kaynaklarına göre taraf değiştiriyor. Ve Tang ordusuna arkadan saldırıyor.
O akşam Orta Asya'nın geleceği başka bir yöne dönecek. Peki Çin ile Araplar dünyanın ortasında nasıl karşı karşıya geldi?
İpek Yolu'nun kavşağında
Sekizinci yüzyıl. Orta Asya'nın vaha şehirleri İpek Yolu'nun kalbi. Buradan geçen ticaret, bölgeyi elinde tutan için büyük bir zenginlik demek.
Bu şehirler bir zamanlar Türk boylarından Türgişlerin denetimindeydi. Ama Türgişler kendi aralarındaki çekişmelerle zayıfladı. Boşluğu iki büyük güç doldurmaya çalıştı.
Doğudan Tang Çini batıya doğru genişliyordu. Güneybatıdan ise İslam orduları geliyordu. Emevi komutanı Kuteybe bin Müslim, 705'ten itibaren Buhara ve Semerkant'ı fethetmişti.
İki güç yıllarca birbirini yokladı. 715'te ve 717'de küçük çaplı çatışmalar yaşandı.
Sonra İslam dünyasında büyük bir deprem oldu. Horasan'da Ebu Müslim'in başlattığı ayaklanma Emevi Hanedanı'nı yıktı. 750'de Ebu'l-Abbas es-Seffah ilk Abbasi halifesi ilan edildi.
Aynı yıllarda Çin'in batıdaki en ünlü komutanı Gao Xianzhi'ydi. Pamir Dağları'nda Tibetlilere karşı başarılı seferler yapmış, Gilgit bölgesini ele geçirmişti. Fergana'da Karluk Türklerinden asker toplayarak ordusunu büyütmüştü.
Taşkent'ten gelen yardım çağrısı
Kıvılcım Şaş'ta, yani bugünkü Taşkent'te çaktı.
Fergana hükümdarı Şaş kralıyla anlaşmazlığa düştü ve Çin'den yardım istedi. Gao Xianzhi, Tang ve Karluk askerlerinden oluşan ordusuyla Şaş'a yürüdü.
Şaş kralı teslim oldu. Ama İngilizce Vikipedi'deki anlatıma göre Gao'nun ordusu şehri yine de yağmaladı. Kral Çin'in başkenti Çang'an'a götürüldü ve orada idam edildi. Türkçe Vikipedi ise hükümdarın Gao tarafından öldürüldüğünü yazar. Ayrıntılar farklı, sonuç aynı.
Kralın oğlu kaçmayı başardı. Abbasilerden yardım istedi.
Semerkant'taki Arap ordusunun komutanı Ziyad bin Salih, Ebu Müslim'den takviye istedi. Takviyeler Mayıs 751'de geldi.
Gao Xianzhi Arap ordusunun yaklaştığını haber aldı. Ordusunu çevirdi ve Talas Nehri'ne doğru yürüdü.
Ne kadar asker vardı?
Bu sorunun kesin bir cevabı yok. Her taraf rakibini kalabalık göstermiş.
Çin kaynaklarına göre Abbasi ordusu, Tibetli müttefikleriyle birlikte 200.000 kişiydi. Arap kayıtları ise Çin ordusunu 100.000 olarak verir.
Çin kaynaklarındaki daha mütevazı bir rakam şöyle: 10.000 Tang piyadesi ve 20.000 Karluk paralı askeri. Toplam 30.000. Yani Çin ordusunun üçte ikisi Karluklardı. Batılı bir tahmine göre Abbasi ordusu da 30.000 civarındaydı.
Bu tablodaki asıl kilit unsur Karluklardı. Tanrı Dağları çevresinde yaşayan, demir silah üretip satan bir Türk boyu. Kaynaklara göre savaş sırasında başlarında Bilge Yabgu unvanlı bir lider vardı.
Karluklar Çin ordusunun içindeydi. Ama hangi tarafa ait olduklarını savaş gösterecekti.
Kalkan duvarları
Çin kaynaklarına göre Temmuz 751'de Arap öncü birliği Tang ordusunu gördü. Hendekler kazdılar. Kalkan ve mızraklarla sık bir duvar ördüler. Ana ordu gelene kadar dayandılar.
Sonra asıl savaş başladı.
İlk günler birbirine benziyordu. Tang ordusu önden saldırıyordu. Çinli okçular ve tatar yayı kullananlar Arap okçularına ağır kayıplar verdirdi. Tatar yayları daha isabetliydi, daha uzağa atıyordu.
İki ordu da aynı yöntemi kullandı. Önde piyadelerden bir kalkan duvarı. Arkada ok yağdıran okçular. Arada bir de süvari hücumları.
Beş gün boyunca kimse kazanamadı.
Karlukların kararı
Beşinci gün Karluklar harekete geçti.
Çin kaynaklarına göre Karluk birlikleri Abbasilerin tarafına geçti. Tang ordusuna arkadan saldırdılar. Aynı anda Abbasi ana ordusu önden yüklendi.
Gao Xianzhi'nin askerleri iki ateş arasında kaldı. Akşama kadar dayandılar. Sonra ordugâha çekildiler.
Ama bu hikayenin bir de öbür yüzü var. On üçüncü yüzyıl tarihçisi Zehebi'ye göre Karluklar baştan beri Abbasilerin müttefikiydi ve savaşa onların yanında girdi. Yani bir "taraf değiştirme" hiç olmamış olabilir. Tarihçi Filippo Donvito ise Karlukların Çinli efendilerinden kurtulmak için doğru anı beklediğini düşünür.
Hangisi doğru olursa olsun, savaşı belirleyen onların hamlesiydi.
Gao ertesi gün savaşmaya devam etmek istedi. Yardımcısı Li Siye onu vazgeçirdi: Bu, ordunun tamamen yok olması demekti. Tang ordusu doğuya, Tanrı Dağları'na doğru çekildi. Dağları aşarken eski müttefikleri Ferganalılar onlara saldırdı.
Li Siye zırhlı süvarilerin kalanıyla çemberi yararak bir yol açtı. Gao ve birçok subayı kurtuldu. Ama askerlerin çoğu esir düştü. Çin kaynaklarına göre Talas'tan geri dönebilen Tang askeri 2.000'den azdı.
Kâğıt, din ve yeni bir yön
Talas'tan sonra Tang Çini'nin batıya ilerleyişi durdu. Maveraünnehir'deki Çin etkisi sona erdi.
Ama savaşın önemi tartışılır. Bazı tarihçiler onu Orta Asya'nın kaderini belirleyen bir dönüm noktası sayar. Rus tarihçi Bartold'a göre bu savaş, bölgede Çin medeniyetinin mi yoksa İslam medeniyetinin mi üstün geleceğini belirledi. Başka tarihçiler ise sınırların pek değişmediğini, bunun bir sınır çatışması olduğunu söyler.
Kesin olan şu: İki taraf kısa sürede barıştı. Abbasi elçileri 752'den itibaren Çin sarayına gitmeye başladı. 755'te Çin'de patlayan An Lushan İsyanı ise Tang'ı Orta Asya'dan tamamen çekilmeye zorladı.
Ve Karluklar? Türk tarihi açısından Talas, Türklerin İslam'ı yakından tanıdığı bir an olarak anılır. Ama dönüşüm bir anda olmadı. Savaştan sonra Karlukların ancak küçük bir kısmı Müslüman oldu. Çoğunluğun İslam'a geçişi onuncu yüzyılı buldu. O zaman Satuk Buğra Han İslam'ı kabul etti ve Karahanlı Devleti'nin ilk Müslüman hükümdarı oldu.
Beş gün süren bir savaş. Ve iki yüzyıl sonra meyvesini veren bir yol ayrımı.